« Home | Yaşarken Yarım Kalmış Hayatlar, Romanlar » | Merak Ettim » | Cumhuriyet “Halkı Kapattırma” ve “Kurultaylar” Par... » | Viyana'da bir Anka: Phönix Gymnasium » | Hrant Dink » | MUHAFAZAKAR DUSUNCE DERGISI » | İŞİTİN EY YARENLER! » | Nûbihar Hikaye Antolojisi çıktı » | Nuri Pakdil'in Narin Bakışı » | Kemal Tahir ve Doğu-Batı Sorunu » 

Cuma, Mayıs 02, 2008 

Rahmet Peygamberinin Dilinden Dualar

Damla damla dökülen gözyaşları,
Adım adım huzura yöneliş,
Ve dalga ralga yükselen bir nida...
“Dua edin kabul edeyim”


Sadık Yalsızuçanlar’ın yayına hazırladığı “Rahmet Peygamberinin Dilinden Dualar” “adlı kitap Nisan 2008 de Timaş Yayınları tarafından yayınlandı.
En güzel dua metinlerini Allah ve Resulü’nün dilinden bizlere aktaran bu kitap, müminlerin anneleri ve sahabeler tarafından rivayet edilen hadislerle bize duanın, ibadetin ruhu olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlatıyor. Allah’ın sonsuz kudreti karşısında boyun eğmektir dua, dua da aslolan kendi zayıflığımızı hissetmenin sırrıdır. Güçsüzlüğünü bilmek Kudret Sahibine sığınmaktır, O’nun rahmet kapısını çalmaktır.
Araf suresinde Yüce Allah şöyle buyurur:
”Rabbinize yalvara yakara, gizlice dua edin.
Kuşkusuz O, sınırı aşanları sevmez” (Araf/55)
Bir de
“Bana yakarın, sizin için kabul edeyim. Kuşkusuz bana dua etmekten kibirlenenler, yakında alçak olarak cehenneme gideceklerdir” diye buyurmuştur Allah. Allah kendisine saf bir yürek ve arı bir dille yalvaran herkesin duasına cevap verir.
“Rahmet Peygamberinin Dilinden Dualar” kitabıyla duanın zamansız ve mekansız olduğunu öğreniyoruz. Adem’den aleme bütün kainatın dilinden dökülen ve yeniden hayat bulacağımız cümleler, Yaratıcı’yla olan bağımızı inşa edecek satırlar, Hz Peygamber’in dua iklimine yapacağımız benzersiz bir yolculuktur...O’dur Rahmet Peygamberi. O’nun mübarek ağzından dökülen bu güzel yakarışlarından oluşan bir bahçedir bu kitap ki bize Allah’ın sonsuz merhamet denizinden bir damla dilenmekten başka çaremiz olmadığını, O’nun eşiğine yüz sürmekten bir an teberi etmemeyi öğretiyor:

“Allah’ım, Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim,
Nefsime zulmettim. Kötü işlerde bulundum. Senden başka günahlarımı bağışlayacak hiçbir kuvvet yoktur. Sen, ‘Beni bağışla’ diyeni, akın halindeki karıncalar kadar günahı olsa da bağışlarsın, beni affet.”

Dua...bütün sır bu üç harfte gizlidir. “Duanız olmasa ne öneminiz var” ifadesi kulluğun özünü oluşturan duanın değerine ve nadideliğine işaret eder. Alemlere rahmet olarak gönderilen yüce elçi Hazreti Muhammed Efendimizden dinlediğimiz bu birbirinden güzel yakarışları bize yalvarmanın, yakarmanın, dilemenin, istemenin, beklemenin, sığınmanın, boyun eğmenin, kendimizi silerek adeta yok ederek vazgeçmenin, O’nun eşiğinde bir köle olduğumuzu fısıldamanın, O’nun rahman ve rahim olan kapısından ayrılmamanın, orada zamanı yok sayarak beklemenin, O’nun Rahmet ve İnayetini umarak, O’nun alemleri kuşatan sonsuz merhametine, esirgeyiciliğine iltica etmenin önemini ve aslında derdin derman olduğunu öğretiyor. İnsan olmanın yüce anlamının sırrı duadan geçtiğini hatırlatıyor bize Efendimizin duaları.
Duanın sınırı, kuralı, kaidesi, sözlüğü yoktur. Dua içtenlikle olandır.
En makbul dua ise,insanın kendi dileklerini yok edip Allah’ın muradıyla muratlanmak istemesidir. Çünkü Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Efendimizin dua bahçesinin kapısından geçenin, Allah’a dua ve kullukla yanaşanın elleri boş dönmeyecektir.